Bir haftanın ardından sıra maalesef ona geçmişti. Aslında maalesef dediğime de bakmayın siz. Bunu da arzuladığımı inkâr etmemeliyim. Evet, dev olmak kadar minik olmaktan da zevk alıyorum. Bazılarına göre bu saçma gelebilir. Fakat ben hayatın her noktasından zevk almayı bilen birisiyim.
Öncelikle ben kimim diye merak ediyor olabilirsiniz. Hemen açıklığa kavuşturayım sizler için. İsmim Elanur. 23 yaşındayım ve başta da dediğim gibi hem minik olmaktan hem dev olmaktan zevk alan ayrıca da söylemesi ayıptır güzeller güzeli bir kadınım. Yine sığ düşünceleriniz ile madem güzelsin ne diye miniksin diyebilirsiniz. Diyebilirsiniz de işte demeyin. Zevkler ve renkler tartışılmazdır sonuçta değil mi?
Her neyse içinde bulunduğumuz dünya ve Mustafa ile olan ilişki anlayışımızı anlatayım biraz da. Öncelikle artık teknoloji çok başka bir boyutta. Bir zamanlar hayal olan şeyler şimdiler de çocuk oyuncağı gibi. Bir insanın büyümesi ve küçülmesi çok sıradan hadiseler anlayacağınız. Hatta öyle ki sadece miniklerden oluşan çiftlikler bile var. Bir kısmı zevk için olmuş olsa da maalesef ailelerine iyi bir gelecek sunabilmek adına kendilerini süresiz olarak minik yapıp, zengin devlerin himayelerine giren genci yaşlısı yüzbinler de var. Bunların bizim olayımızla şu an bir bağlantısı olmasa da nasıl bir gerçeklik var onu kavramanızı istedim.
Mustafa'ya gelecek olursak onunla hemen hemen 3 yıldır bir ilişkimiz var. İlişki dediysem de hemen öyle anladığınız şekilde yaklaşmayın. İkimiz de temelde aynı hazlara odaklanınca doğal olarak oluşan bir çekim ve bundan doğan bir ürün. Özetle birbirimize saygı duyup bu zevklerimizi özgürce yaşıyoruz. Onun yaşına gelecek olursak da o da 21 yaşında bir genç.
Dedim ya size teknoloji çok gelişti. İşte birbirimizi sırayla küçültüp, diğerimizi o süre zarfında dev olarak görmek çok basit. Bunun için ufak makineler bile satılıyor. Geçen bir saat öncesinde dev olan taraftaki bendim. Sürenin dolmasına müteakip minik olma sırası bana gelmişti. Sıralı bir dönüşümü izlemenin kendine göre avantajları olduğu gibi tabii ki dezavantajları da var. Örneğin sıkıntılı bir hamle oynamak isterseniz daha doğrusu munzurluk yapmak isterseniz bunun karşılığını alabilirsiniz. Avantajı ise yine buna paralel bir şey. Sıranın size geleceğini bildiğinizden adam gibi oynuyorsunuz :))
Ben maalesef büyük oynamıştım. O yüzden şu an bir korkum yok desem yalan olurdu. Ne vardı be kızım Mustafa'yı amının içinde ecel terleri döktürtmeye. Al işte hesap vakti gelip çatmıştı. Gerçi pişman falan değilim. Aklım hâlâ yapamadıklarımda. Huyum kurusun :))
"Merhaba Elanur Hanım. Bakıyorum da biraz küçülmüşsün sen. Bu an hiç gelmeyecek sanıyordun değil mi?" diyerek hafif bir tebessümle bana doğru bakmaktaydı. "Maalesef sahip Mustafa. Vereceğiniz her şeye kabulüm. Ben bunu hak ettim." şeklinde tatlı ve masum kıza oynuyordum. Şu an ise tam ayaklarının dibindeydim. Ayağında ise beyaz uzun bir çorap vardı. Bakış açımdan baktığımda onların karşısında çok aciz ve sefil hissediyordum. İstese saniyelik işim vardı. Ama bunu yapmayacağını da kesinlikle biliyordum. Ayrıca can koruması da aktifti zaten.
"Öp Elanur" komutuyla küçük bir sürtük gibi hemen sahip Mustafa'nın ayaklarını öpmeye koyulmuştum. Nedendir bilinmez ama bunu yapmak zevk veren bir şeydi. İnsan karşısında güçlü ve hayranlık uyandıracak bir erkek gördüğünde içi kıpır kıpır oluyor. Tüm vücudumla onun ayak başparmağına sarılmış ve kendini güvenli bir limana sığınmış gibi hissediyordum. Tüm vücudum bir ayak başparmağı kadar bile değildi. Ama bunları düşünmüyordum tabii. O an tek ilgilendiğim şey bana verilen görevi ifâ etmekti.
Ayak kendine has bir aroması olan bir şeydir bildiğiniz üzere. Tabii bu noktada sahip Mustafa'nın ayakları elbette pis kokmuyordu. Lakin arzu uyandıracak, beyninizi uyuşturacak bir kokudaydı. Onları derin derin solumak kasılmam için kafiydi bile. İnsanın içi içine sığmıyordu. Bu sırada sahip Mustafa topuğu yerde sabit kalacak şekilde ayağını kaldırmıştı. O an bir kez daha korku ve hayranlık duymuştum. Çorabının altı çok hafif tozdu. Fakat geniş ayak yapısı ve devasalığı minikliğimi iliklerime kadar hissetmemi sağlamıştı. Hemen yere kapandım. Bu kendi içinde huzur veren bir şeydi.
Sahip Mustafa bu sırada çoraplarını çıkarıp kenara atmıştı tabii ki. Gördüğüm manzara kadınlığıma zor dakikalar yaşatıyor ve beni terletiyordu. Hoş Mustafa'yı biliyorsam ayak bunlardan en basitiydi. İlerleyen dakikalarda çok daha fazlasını bizzat yaşayacaktım. Sizin de gördüğünüz gibi karşımda bu tabanlar vardı.
"Parmaklarımın altına" demesiyle hemen layık olduğum yere geçmek üzere harekete koyuldum. Koku burada biraz daha yoğundu. Ama dediğim gibi arzu uyandıracak sıcak ve sarhoş edici bir kokuydu. Parmak aralarında minicik bir böcek gibiydim. Lakin dediğim gibi bundan zevk alıyordum. Yavaş yavaş yalamaya geçmiş o tuzlu ve hafif terli aromayı damağımda hissediyordum. Beynim dopamin salgılamaktan bir hâl olmuştu. Ara sıra parmaklarını oynattığında zor anlar yaşıyordum elbette. Yine de işimi yapıyordum sonunda.
Sahip Mustafa sıkılmış olacak ki ya da biraz da kendi zevklerini yaşayabilmek adına malum görevi benden istemiş ve pantolonunu indirip o büyük siki ile taşaklarını bana gösterme lütfunda bulunmuştu. Gözlerimi kocaman açmış onları izliyordum. İlk olarak taşaklarına doğru beni koymuştu. Kendine has azdırıcı bir kokusu vardı. İçim içimi yiyordu ama fazlasına şu an için hakkım yoktu. İlk olarak taşaklarını büyük bir saygıyla öperek ona hayranlığımı sunuyordum. Koca koca buseler konduruyor kendimden geçiyordum. Dudağımda o yumuşak ve hafif nemin verdiği hissi size inanın anlatamam. Öylesine güzel ki mest oluyorsunuz. Bir sonraki aşama için izin verilmişti. O yumuşacık pofuduk tenli taşakları büyük bir iştahla yalıyordum.
Somurta somurta kendimden geçerek hem de. "Sen benim şu an neyimsin Elanur?" Ben sizin kişisel taşak yalayıcınızım sahip Mustafa diyerek gözlerine bakıyordum. "Aferin o zaman benim kişisel taşak yalayıcıma bakalım" diyerek gülümsüyordu. Lakin öyle yorulmuştum ki o sıcacık taşakların iki topu arasındaki boşlukta tüm sıcaklığı bedenimde hissederek uykuya dalmıştım. Huzurlu ve güvenli olarak.
Dipnot: Görseller kendime ait. Hikaye ile ilgili yorumlarınızı aşağıdan yorum bırakarak yazabilirsiniz. Sonraki bölümlerde görüşmek üzere.
0 Yorumlar