Bahsi edilen gün gelip çatmıştı. Neticenin lehime veya aleyhime de olsa bir şekilde çözümleneceği gündü. Ya son bir gün ya da koca 25 yıl demekti bu. Aradaki uçurumu düşündükçe vücudum sarsılıyor ve soğuk soğuk terliyordum. İşlerin aslında hiç bu noktaya gelmemesi gerekirdi. İşleri ciddiye alsam ve bazı şeyleri boşvermesem bugün bu saçma durumda olmuş olmazdık. Ufacık bir hatanın bedelini yeri geldiğinde bir köpek olmak yeri geldiğinde de bir bok böceğine dönüşmek suretiyle ödemiştim. Bununla da kalmayıp ismim bile elimden alınmıştı. Her şey bir yana bunlar olurken gerçek manada çaresiz olmak çok zor bir his. Varlığınız hissedilemeyecek kadar ufak nitekim. Bir şeyler yapmak istesen dahi birinin ayağı altında can vermek hatta yeri geldiğinde can verememek vardı.
Geçen altı günü düşünüyorum şu an: Değersizleşme, pet, bok böceği, acı... ve diğer tüm hepsi. Her birinde yaşadığım o acılar ve çaresizlikler. Her birinde ağlamak istediğim ama ağlayamadığım tüm o zamanlar. Gerçekten tarifi olmayan zor duygular bunlar. Ayrıca gerçekten güçlü bir karakterim varmış. Olayların içinde savrulup gitmektense her daim amacıma sadık kalıp, bir çözüm arayışında olduğum için kendimi takdir ediyordum. Benim yerimde iradesi zayıf başka kişiler olsaydı gerçekten işleri zor olurdu. Her neyse bir başkası yoktu ve ben de iyi iş çıkarmıştım. Ayak parmaklarının siyahlaştığı o dar yerde bugün olacakları düşünmeye koyuldum. Son bölüm İbadet bölümüydü. İsmi itibariyle yoruma çok açık bir bölüm olduğu kesindi. Belki gerçekten sahip Yeşim'i yüceltip o noktaya konumlandırmam gerekecekti. Belki de sadece bağlılığı sunmak üzerine kurulu bir bölümdü. Her durumda tek bir sonuç çıkıyordu. Ruhumda kalan son direniş emaresi de öyle veya böyle gidecekti.
Odadan sesler gelmeye başlamıştı. Yavaş yavaş topuk kısmına doğru hareket etmiştim ben de. Sahip Yeşim karşımdaydı. Hemen lafa atılıp günaydın sahip demiştim bile. "Günaydınnn bok böceği. Heyecan var mı heyecan (:" Böyle sorular beni benden alıyordu gerçekten. Hayatımın pamuk ipliğine bağlı olduğu bir günde ruhsuz mu olacaktım? Elbet heyecanlıydım. Yine gerçekleri gölgeleyerek hayır sahip, size ve kendime olan güvenimden dolayı hiçbir endişem yok. Heyecanlı olmak değil ama tek üzüntüm sizin gibi birine bir daha bu şekilde hizmet edemeyecek olmam meselesi var.
Alaycı bir tonda "ahh, kıyamisu sana. Bunun için mi üzülürmüşsün. Hayat bu bok böceği. Kim bilir belki bir gün yine bu derde düşersin de kendini yine bu konumda bulursun. Ben yine olur muyum orası meçhul ama dua et ki olayım. Yoksa sana sahip çıkacak olur mu işin şansa kalmış" dedi. Bir daha böyle bir salaklık yapmam oldukça güç olmasına karşın hayatta artık büyük konuşmak istemiyordum. Tüm yaşanan şeylerden sonra aksi bir düşüncede olmuş olursam hiç ders almamış olurdum demekti.
Ve o kaderimi belirleyecek olan sms sesi gelmişti yine. Bölümü her ne kadar biliyor olsam da hafiften bir endişe duyduğum gerçekti. Sahip Yeşim yavaş yavaş okumaktaydı. Çok sürmedi ve lafa atıldı hemen. "Evet bok böceği. Açıkçası çok ilginç bir bölüm. Alışılmışın dışında en azından. Ama harici nedenler ile bölümü kaybetmen çok zor. Bu da senin açından oldukça iyi bir şey. Bölümün ismi ibadet. Genel olarak senden beklenen şeyler ise bana tapınman, beni yüceltmen, kendini aşağı bir noktaya konumlandırman ve varsa da bana işlediğin hataları ve yine varsa sırlarını itiraf edip bağışlanma dilemek gibi basit şeyler. Yaptığın tüm şeyleri düşündüğümde bunlar aslında senin için oldukça kolay şeylerdi. Bölümü geçmene ve tüm bu şeylerden kurtulacağına olan inancım tam" demişti.
Dediklerinde haklılık payı olmakla birlikte onun bilmediği şey ise ondan sakladığım şeylerdi. İp burada kopuyordu. Bu olduğundan bunun sonuçlarını öngeremiyordum. Her şeyi daha önce açıklamış olsam kendi iradem ile bunu yaptığımdan hoş karşılanabilirdi. Fakat bu şekilde bir itirafın sonuçları meçhuldü. Yine tüm o hevesim ve mutluluğum gitmişti. Dakika doksanda bu golü kaçırırsam kendimi affetmezdim. Bir gün ile 25 yıl arasında çok süre vardı nitekim. Her neyse bir yerlerden başlamam gerekiyordu. Öncelikli olarak ona tapınmak ve onu yüceltmek ile başlamak istiyordum. En azından biraz ortamı gevşetmek için bu gerekliydi. Başlayalım sahip Yeşim demiştim. "Başla bakalım bok böceği. Göster marifetini (:"
Sahip Yeşim tam karşımda ve ben de ayaklarının dibindeydim. Ne yapacağımı inanın ben de bilmiyorum ama bir şekilde başlıyorum. Sahip Yeşim'in ayakları önünde secde pozisyonu almıştım. Dışarıdan harici bir göz ile bakıldığında çok acınası bir halde olduğumdu ortadaydı. Yıllarca kuzen olarak birlikte zaman geçirdiğim kişinin ayakları dibinde ona secde ediyordum. Artık bu çilenin bitmesi tek dileğimdi. Pozisyonumu korurken onu övmeye ve yüceltmeye başlamıştım. Size hizmet etme şerefinden beni yoksun bırakmadığınız için minnettarlığımı size sunarım efendim. Sizin ayaklarınız dibinde size secde etmeme müsaade ettiğiniz için tüm benliğimle teşekkürlerimi sunarım. Ben bu kelimeleri ederken sahip Yeşim katıla katıla gülüyordu. Kim olsa gülmezdi ki? Kendimi daha fazla gösterebilmek adına ellerimi boylu boyunca uzatıp o şekilde önünde eğilmeye başlamıştım. Dakikalar belki saatler geçmişti halen eğiliyordum. Başım yavaş ağrımaya başlamıştı. Midem de bulanıyordu.
Ellerimi birleştirerek önünde kendimi biraz alçaltmam gerektiğini karar verdim. Benim gibi bir bok böceğine şefkat ve merhamet ile yaklaştığınız için minnettarım. Ayağınızın altında bir toz parçası kadar olmayan kendimi size adamama müsaade ettiğiniz için minnettarım. Ayağınızın kokusunu benden esirgemediğiniz için size minnettarım.
Kelimeler çıktıkça yerin dibine giriyordum. Ama dananın kuyruğunun biraz sonra kopacağını düşündüğümde bunları mum ile arayacağım gerçeği vardı. Size karşı işlediğim hataları ve sırları izninizle itiraf etmek istiyorum sahip Yeşim diyebildim. Pür dikkat kesilmiş beni bekliyordu. "Evet, anlatabilirsin. Dinliyorum." Şu an gerçekten büyük bir utanç içinde olduğumu bilmenizi isterim. Sizden tüm bunları sakladığım için de pişmanım. Aslında ben bir tuzağa falan düşürülmedim. Senin eve geleceğinin haberini aldığımda seni düşünerek orgazm olma çabası içindeydim. Bu sırada bir siteye denk geldim ve olanları kayda değere almayarak biraz da alaycı bir tutumla bazı bilgileri doldurdum. İşte bu bilgilerin bazıları bölümlerin ne olacağı gibi şeylerdi. Aslında bilmediğimi söylediğim tüm bölümleri en başından beri biliyordum. Can korumamın aktif olduğunu en başından beri biliyordum. Tüm bunların dışında ise oyunun neticesini senin inisiyatifine bıraktım. Bölümleri geçmeye ek olarak oyunun bitip bitmeyeceği senin iki dudağının arasında yani. Bunları çok daha öncesinde seninle paylaşmadığım için gerçekten pişmanım.
Kararın ne olursa olsun bu pişmanlığım daim kalacak. Fakat şunu bilmenizi isterim ki içinde bulunduğum durumu ben arzu etmesem de eğer ki bunu birine yapacak olsam bu yine siz olurdunuz. İşte bu gerçek olan. Geçmişe gidip bunları düzeltemem. O yüzden tek yapabileceğim huzurunuzda eğilip o yüce merhametinize sığınarak beni bağışlamanızdır efendim. Buna ihtiyacım var. Ağlayarak ayakları dibinde çaresiz bir haldeydim. Lütfen bağışlayın. Şefkatinizi benden esirgemeyin. Bunları hüngür hüngür ağlayarak ve sesim titreyerek söylüyordum. Sahip Yeşim sadece dinliyordu. Tek kelime etmemişti. Ağlamaklı tonlarla Lütfen bir şeyler söyleyin efendim. Kendimi paralıyordum ama tek kelime etmemeye devam ediyordu.
Oda sms sesi ile yankılanmıştı. Dikkatini ise oraya kaldırmıştı hemen. Okumaktaydı. Sakin ve dingin bir tonda "Bölümü geçmişsin. Az önceki arınmandan da anladığım üzerine bu noktada artık her şey benim elimdeydi. Merak ettiğim ise bunu benden neden sakladın Mehmet? Ben böyle bir durumda senin kötülüğünü isteyebilecek birisi miyim? Olaylara bu şekilde yaklaştım ama hepsinin özünde senin iyiliğin vardı. Sen en nihayetinde benim kuzenimsin. Kötülüğünü asla düşünmezdim. Bu beni biraz üzdü açıkçası ama her durumda yine senin iyiliğini istiyorum. Tüm yaşadığın o şeylerin ne kadar zor olduğunu da tahmin edebiliyorum. O yüzden küçük kuzenim, inisiyatifimi lehine kullanıyorum. Bu geçirdiğin süreci de bir hayat dersi olarak almanı isterim."
Yine ağlıyordum ama bu sefer mutluluktan ağlıyordum. Her şey bir yana kuzenimin beni bu denli düşünmesi benim adıma çok değerliydi. Saniyeler içerisinde eski boyutuma kavuşmuştum. Yeşim şu an tam karşımdaydı. Mutluluktan ağlıyordum. Ona sarılıp tüm içtenliğimle kucaklıyordum. "Aynı boyda olmak nasıl bir his tekrardan kuzenim (:" Garip ama özlediğim bir his diyebildim. "Her neyse zor bir süreç geçirdin. Biraz dinlen hadi sen" demişti.
1 gün sonra:
Kendi yatağımda yatıyordum. Şu an çok garip hissediyordum. Bir ayakkabıdan sonra burası adeta bir cennetti. İstediğim zaman İstediğim şeyi yapabilmek, kimseye muhtaç olmamak, kendin olabilmek çok güzel bir şeydi. Fakat içimde bir boşluk oluşmuştu. Bir hafta önceki ben değildim. Bir şeyler farklıydı. Sanki asıl ait olduğum yer burası değil gibi. Düşünceler zihnimi sarıyordu. Bizimkilerin gelmesine de az kalmıştı. O an anlık bir karar vererek yapmalıyım dedim. Odamdan hızla çıkıp salona Yeşim'in yanına gittim. Ansızın ayaklarına kapanıp, bunu diliyorum sahip Yeşim. Dün geceden beri düşünüyorum. Ve olmam gereken yer burası. Olmam gereken şey sana hizmet etmek. Ama bu sefer önemli bir ayrım var. Mecbur olduğum için değil bunu ben istediğim için yapmak. Böyle olması gerektiği için yapmak. Lütfen beni bir şekilde küçült. İstersen hemen siteye tekrar girip bunu başlatabiliriz.
Tam bu sırada yine sms gelmişti. İkimizde şaşkındık. Yeşim yine incelemeye koyulmuştu bile. Telefonu bir kenara atıp bana da dönerek: "Az önce gelen sms'in konusu bununla ilgili. Eğer ki iki tarafta rıza gösterirse sonsuz bir evrende bu dediğin şeyi yapabileceğimiz gerçeği. Bu evrende birer kopyalarımız hayatlarına devam edecekler yine. Biz ise sonsuz bir evrende bu şekilde yaşayabileceğiz. O yüzden çok uzatmadan bir kere soracağım.
Sen küçük kuzenim Mehmet, hayatın tüm güzelliklerinden vazgeçip, geri kalan tüm hayatını sonsuz bir evrende benim istek ver arzularım için çabalayacağına, benim bok böceğim olmanı, kendi hür ve özgür iraden ile kabul ediyor musun? Tüm bunlar karşısında tek diyebildiğim evet sahip Yeşim olmuştu. Gözlerimi anlık bir açıp kapatmam sonrası yeniden minicik boyutumda sahip Yeşim'in önündeydim. Artık sonsuz bir evrende tüm benliğim ile ona hizmet edecek ve tüm her şeyimi ona verecektim. Onun arzuları için her şeyi geri telafisi olmayacak şekilde arkamda bırakmıştım. Fakat şu an bulunduğum noktadan yana bir şikâyetim yoktu. O benim sahibim, ben de onun bok böceğiydim. İşte tek gerçek buydu.
The End
0 Yorumlar